Challenge / Apartman Sohbetleri #1 : Nasıl bir apartmanda büyüdün?

- Şubat 19, 2017

Sonunda bir challenge'a başlayabildim.
Hep aklımdaydı aslında blogta bir challenge yapmak. Ben bir liste hazırlayıp ona uymayı düşünüyordum, hatta sorularım bile hazır ama cesaret edemedim erteledim durdum.
Kısmet böyle bir meydan okumaya başlamakmış :)


Nasıl haberim oldu?
"Kahve İçer miyiz"in blogundaki şu yazıya denk geldim, aslında dikkatimi en çok çeken şey video ile cevap vermesi olmuştu. Herkes video çekerek cevap verecek sanmıştım acayip farklı ve ilgi çekici gelmişti.
Ama öyle değilmiş, isteyen istediği şekilde cevap verebilirmiş, ister videoya çekerek, ister yazarak, ister çizerek... Ben de yazarak katılmaya karar verdim.

Başlatan kişi "İlham Kedisi", sorular da orada var. Katılmak isteyen katılabilir ;)

İlk sorumuzla başlayalım.

---

Nasıl bir apartmanda büyüdün?
Ben aslında apartmanda büyümedim. İki katlı müstakil bir evimiz vardı, alt katta amcam üst katta babaannemlerle biz birlikte oturuyorduk. Bahçemiz de vardı, çeşit çeşit meyve ağaçlarımız da. Hatta tavuklarımız ve horozumuz vardı. Ve biz İstanbul'un göbeğindeydik :) Hala aynı yerdeyiz, ama o evde değil. Neyse anlatayım.

Buralar daha boşken, bildiğin köy yeri iken dedem ev kurmuş kendi çabalarıyla ve babaannemle yaşamaya başlamışlar. Bir kaç yıl sonra da maalesef iş kazasıyla hayatını kaybetmiş.

Etrafımıza bazı apartmanlar dikilmiş ama bizim ev ve eski komşu evleri bahçeli ve müstakil halde durmaya devam etmiş.

Yaşıtım olan arkadaşlarım çoktu yan apartmanlarda. Hatta biz beş kişilik bir grup arkadaştık, ben tek kardeştim onlar iki kardeş + iki kardeş. Apartmanda yaşamıyor olsak da onların apartmanlarına çok giderdim, ve apartman hayatına çok özenirdim.

Bahçemiz olduğu için genelde bizim bahçede kızlarla ip atlama, lastik oynardık. Yolun karşısındaki bahçeli evin bahçesi daha büyük olduğu için "istop" gibi oyunları orada oynardık. Oranın çocuklarıyla çok samimi olmasak da sırf bu oyunlar için ve erkekler maç yapabilmek istediği için onlarla arayı iyi tutmaya çalışırdık.

Dut ağacımız vardı, her yaz o ağaçtan inmezdik. Karıncalı dutları karnımız ağrıyana kadar yerdik. Tam bahçenin çıkışında da bir armut ağacımız vardı, postacı her geldiğinde giderken o ağaçtan armut çalardı babaannem de peşinden kovalardı :)) Bir de upuzun bir kavak ağacımız ve hiç meyve vermeyen kocaman bir kayısı ağacımız vardı. Komşunun balkonuna uzanırdı kayısı ağacının dalları ve arkadaşım da her defasında "özlem yaaa sizin ağaçlardan bir tek kayısı ağacı bize uzanıyo onda da hiç kayısı yok" derdi :))

Kavak ağacımızın kökü binbir çeşit böceklere yuva olmuştu, bir gece şiddetli bir rüzgarla diğer komşu apartmana doğru düşmüştü. Neyse ki zarar vermemişti.

Tam yanımızda olan apartmandı bu, onların mutfak ve çocuk odaları bizim balkon ile karşılıklıydı. Merdivenden çıkarken arkadaşımın annesinin yemek yaptığını görürdük camdan bizimle sohbet ederdi. İçeride de arkadaşım masada yemek yiyor olurdu bazen.

Annelerimiz bizim bahçede dut ağacının altında oturur el işi yaparlardı ve biz de çocuklar olarak sokaklarda oyun oynardık. Bazen arkadaşlarımın apartmanlarında merdivenlere oturup sohbet ederdik ya da bebeklerle oynardık.

Hemen çaprazımızdaki apartmanın ise, banyo ve tuvaleti bizim taraftaydı. Her pazar akşamı çocuklara bağrış çağrışları eşliğinde yaptırılan banyoları hatırlıyorum :)) "Birazdan annem de beni çağırır banyoya" diye düşündüren gerilim dakikalarının başlangıcıydılar.

O apartmanda, güvercin besleyen bir abi vardı. Bazen bize güvercinleri sevdirirdi. Bir gün şaka olsun diye güvercinin kafasını ağzına sokup koparcakmış gibi yapmıştı baya korkmuştum. Çocukları korkutmayı seven biriydi biraz.

Bizim alt katımızda amcamlar vardı dedim ya hani, bizim akşam çayları birlikte geçerdi ve birbirimizi çağırma yöntemimiz tahta sopayla yere vurmaktı :)) çayı hazırlardık, tahta sopayı bir kaç defa yere vururduk, bazen cevap olarak "tamam birazdan geliyoruz" anlamında alt kattan da bir kaç tavana tahta sopayla vuruş sesi gelirdi. Biraz sonra kapıda belirirlerdi. Sobanın etrafında otururduk hava soğuksa, sobanın üstünde çay suyu kaynardı.

Hemen evin arka tarafında boş bir arazi ve yan tarafında yalnız yaşayan tatlı bir teyze vardı. O arazi ile ilgilenen olmadığı için boyumuz kadar otlar vardı. O uzun çimenlerin, uzun değişik otların arasında koşturup oynamak ne keyifliydi... Hafif eğimliydi orası, kış olup kar yağdığında bir uçtan diğer uca yuvarlanırdık. O teyze bizim orada oynadığımızı görünce bir şeyler hazırlayıp getirirdi, meyve, limonata falan :)

Bir tane de tonton amcamız vardı, her gün belli saatlerde kahveye giderdi, giderken de bizim evlerin önünden geçerdi. En yakın kız arkadaşım ve ben o amcayı çok severdik, neden bilmiyorum. Tek yaptığı geçerken yüzümüze gülümsemesiydi sanırım. Nasılsınız çocuklar falan diyordu bir de hal hatır sorardı ondan galiba. Şimdi düşünüyorum da, ya adam sapık çıksaydı. Bizi çok kolay kandırabilirdi yani gelin size şeker vereyim dese giderdik muhtemelen, ne riskliymiş. Adam yokuştan gelirken bir gün ikimiz de dayanamayıp gidip amcaya sarılmıştık. Şu an hatırlayınca gülüyorum :)) o da bize sarılmıştı gülerek, sonra da hadi gidin oynayın bakalım diyip yollamıştı ve gülümseyerek yoluna devam etmişti. Allah'tan iyi niyetli bir amcaydı.

1999 depreminde evimiz çok hasar gördüğü için müteahhite verdik ve apartman dikildi yerine. Bahçe de, meyve ağaçları da gitti. Şu an beş katlı bir apartmanın en üst katındayız, yerimiz de manzaramız da güzel ama ben eski evimizi ve bahçemizi çok özlüyorum...

Apartman anılarım pek olmadığı için bu "apartman sohbetleri"nden ziyade, "apartmanlar ve biz" gibi oldu :) umarım beğenmişsinizdir.


fotoğraf: unsplash

Benzer Yayınlar

10 yorum

  1. Ne güzel olmuş keyifle okudum bende bahçeli bir evde büyüdüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel:) siz hala ayni evdesiniz galiba?

      Sil
  2. Bende apartmanda büyüdüm lakin sizin yazınızıda okuyunca anlıyorum ki tüm herkesin çocukken yaptığı şeyler, hissettikler, gelenek-görenek ve kültür aynıymış :) Güzeldi be çocukluk dert tasa yok vesaire lakin ben ginede çocukuğu özlemedim o da ayrı bi konu :D
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayret, çocukluğunu ozlemeyen pek kisiye rastlamamıştım :) ama hayatın geçmişi özletmemesi iyi bir şey

      Sil
  3. Nə qədər maraqlı bir uşaqlığınız olmuş. Düşünürəm də indinin uşaqları gələcəkdə uşaqlıq xatirələrini yazarkən nədən bəhs edəcəklər görəsən? Çıxıb məhəllədə fərqli uşaqlarla tanışmadan, maraqlı oyunlar oynamadan, saatlarla tablet və ya kompyuterdə oynadıqları oyunlardanmı? Bu günün uşaqları gələcəyin bom boş uşaqlıq xatirələrinə sahib böyükləri olacaq :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet malesef :( anca nasıl bir tabletlerinin olduğunu neler yüklediklerini falan anlatırlar... çok huzursuz ediyor bu düşünce beni ama değiştiremiyoruz, çağa ayak uydurmak zorunda kaıyoruz

      Sil
  4. Ne güzel anılar böyle ya. Ahh o guzel günler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler, aynı dönem çocuklarıyız :)

      Sil